Giriş - Mehdi Kimdir? - Mehdi'nin Çıkış Alametleri - Mehdi'nin Özellikleri - Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri - Mehdi Devrinde Hayat: Altınçağ
Mehdi Hakkında Çeşitli Konular - Kuran-ı Kerim'de Ahir Zaman - Risale-i Nur Külliyatı'nda Mehdi - Kuran'da Bildirilen Üstün Ahlak
Kuran'da Hz. İsa - Hadislerde Hz. İsa - Risale-i Nur Külliyatı'nda Hz. İsa - Sonsöz

MEHDİ DEVRİNDE HAYAT: ALTINÇAĞ

Hadislerde Hz. Mehdi'nin ve Hz. İsa'nın önderliğinde yeryüzünde İslam ahlakının hakim olacağı bir dönemin yaşanacağına işaret edilmektedir. Ahir zaman, yani bir başka deyişle "Altınçağ", hadislerden de anlaşılacağı üzere yarım yüzyıldan fazla sürecek "Asr-ı Saadet" benzeri bir devirdir. Peygamberimiz'in bu devri tasvir ederken cennet benzeri özelliklerle anlatması sebebiyle din alimleri bu devreye "Altınçağ" ismini vermişlerdir.

Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet, güven ve adaletin temini, huzur ve saadet bu devrin belli başlı özellikleridir. Hadis-i şeriflerde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağını müjdelemektedir. Teknolojik gelişme, yine ahir zamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. İnsanlar Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklardır ki; hadisin ifadesine göre zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını isteyeceklerdir.

Mehdi'nin zamanında küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler... Naim, Tavus'dan rivayet etti: "Ben Mehdi'ye yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır." (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)

O Devirde Görülmemiş Bir Bolluk Olacaktır

Altın Çağ'da ürünlerde ve mallarda o zamana kadar görülmemiş bir bolluk olacağı pek çok hadis-i şerifte bildirilmektedir:

O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur. Bir adam kalkar şöyle der: "Ey Mehdi bana ver." O da "Al" der. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mihdiyy-il Ahir Zaman, s. 16)

(Mehdi'nin zamanında) gökyüzü yağmurundan hiçbir şeyi esirgemeyecek ve cömertçe bol yağdıracak. Yeryüzü ve bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 437)

Onun devrinde, ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 45)

Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimin sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır." (Sahih-i Müslim, 11/351)

Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimde Mehdi vardır, "İnsan ona gelecek ve "Ey Mehdi! bana da ver, bana da ver!" diyecek; Mehdi de onun esvabını taşıyabildiği kadar dolduracaktır." (Sünen-i Tirmizi, 4/93)

Peygamber buyurdu ki: Ümmetim içinde el-Mehdi olacaktır. Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. Adam kalkıp: Ya Mehdi! Bana (mal) ver, diyecek. Mehdi de: Al, diyecektir. (Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508/ İbni Mace-Tabaranai'nin Kebiri)

Ahir zamanda ümmetimden bir halife çıkacak, malı sayıp hesap etmeden bol bol insanlara verecektir. (Elkavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26)

Bolluk Nasıl Sağlanabilir?

İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... Onun zamanında, insan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir... Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek. (Kıyamet Alametleri, s. 164/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Bu rivayetlerde Mehdi zamanında modern tarıma geçilmesi, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi, tohum ıslahı çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar, göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim artışına dikkat çekilmektedir. Günümüzde teknoloji çok büyük bir hızla gelişmekte, ürünlerin hem kalitesinde hem de üretim miktarında çok fazla artırıma gidilebilmektedir. Daha uzun süre dayanmaları sağlanmakta, üstelik bunlar yapılırken iş gücü azaltılmakta, daha az su ile büyümeleri de sağlanmaktadır. Yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde ürünlerde çeşitlilik sağlanmakta, dört mevsimde de her türlü meyve ve sebze yetiştirilmektedir.


Bakara Suresi'nde konuya işaret eden bir ayet şu şekildedir:

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)



Altınçağ'da deniz, yağmur ve sel suları da arıtılarak tarımda kullanılacak, bu şekilde kurak bölgeler çok büyük bolluk ve berekete kavuşacaklardır.



Altınçağ'da tüm çöllerin yeşertilmesiyle insanlık çok büyük bir ekim alanına kavuşacaktır. Bu teknoloji şu an çok dar bölgelerde hayata geçirilmiştir.

Mehdi'nin döneminde yaşanacak olan bu bolluk ve berekete işaret eden bir başka teknolojik gelişme de çöllerin yeşertilmesidir. Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla birlikte, bu en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir. Dünya'da kara parçalarının yüzde 43'ü kadar çöl bulunmaktadır. Eğer bu yüksek teknoloji tüm çöllere uygulanırsa, kıtlığın eşiğinde olan pek çok ülke çok verimli ekim alanlarına kavuşacaktır.

Hayat Pahalılığı Ve Darlık Yılları Biter

Daha önce de söylediğimiz gibi "Altınçağ" olarak da adlandırılan bu devirde, şimdiye kadar benzeri görülmemiş bir bolluk ve bereket yaşanacaktır. Bundan önceki devrin özelliği ise, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve darlık yılları olmasıdır.

Mehdi çıkmadan önce Mağrip'te karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. (Ölüm -Kıyamet -Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)

Günümüzde de dünya nüfusunun çok büyük bir kısmı açlık sınırında yaşarken, çok küçük bir bölümü dünya zenginliğinin büyük bir bölümünü elinde tutmaktadır. Fakirler daha da fakirleşirken, zenginler zenginliklerine zenginlik katmaktadırlar. Faiz sistemi üretimin ve iş gücünün önünde bir engel oluşturup, haksız kazanca yol açmakta, mevcut sistemin tıkandığı herkes tarafından dile getirilirken, kimse bu sistemi İslam ahlakıyla birleştirip güzelleştirmek, düzeltmek gibi bir ihtiyaç duymamaktadır.

Açlık ve sefalet de diğer belalar gibi Allah'ın dinden uzaklaşan insanlara gönderdiği birer uyarıdır. Allah elçilerin geldiği dönemlerde verdiği bolluk ve bereketi, nankörlük etmeleri sonucunda insanlardan almakta, onları açlık ve korkuyla imtihan etmektedir.

Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi, 112)

Allah, Kuran'da nankörlükleri sonucunda kuraklık ve ürün kıtlığına uğratılan Firavun çevresi şu şekilde örnek vermektedir:

Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık. (Araf Suresi, 130)

Allah, geçim sıkıntısının gerçek sebebini de şöyle bildirmektedir:

Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır... (Taha Suresi, 124)

Mehdi'nin Cömertliği

Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala Hazretleri, insanları zengin kılmak için onu gönderecektir. O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak. Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde, bol bol mal dağıtacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 26)

Bir gün Matar'ın yanında Ömer b. Abdülaziz'den bahsedildiğinde, O şöyle cevap verdi: Bize ulaştığına göre, Mehdi öyle bir şey yapacak ki, Ömer b. Abdülaziz onu yapmamıştır. Bunun ne olduğu sorulduğunda Matar şöyle cevap verdi: Birisi Mehdi'ye gelip ondan bir şeyler ister ve kendisine: "Beytülmal'a gir istediğin kadar al" denir, o kişi girer ve çıkar. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyye-il Ahir Zaman, s. 16)

Resul-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurdu: "Ümmetimin sonunda öyle bir devlet reisi olacak ki avuç avuç mal ve para avuçlayacak ve bu malı adet olarak ihata edip saymayacaktır." (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 433)

Mehdi insanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir. (El-Kavlu Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

Teknolojide Büyük İlerlemeler Görülecek

İçinde yaşadığımız yüzyıl, özellikle de son çeyreği teknolojik gelişim açısından dünya tarihinde görülmemiş bir hıza sahne olmuştur. Bundan 100 sene önce ismi bile bilinmeyen pek çok teknolojik araç, bugün artık hayatımızın vazgeçilmez parçası haline gelmiştir. Hatta bundan 5 sene önceki teknoloji ile günümüzdeki teknoloji arasındaki fark hayal edilemeyecek boyutlara varmıştır. Kuşkusuz bunlar da yaşadığımız yüzyılın "özel bir dönem" olduğuna işaret etmektedir.


21. yy. teknolojisinin en önemli özelliği her türlü teknolojik aletin çok küçülmesi olacaktır. Binlerce ansiklopedinin içerdiği bilgiyi saklayabilen mikroçipler sayesinde her türlü işlem çok büyük bir hız kazanacaktır.



Ahir zamanda genetik biliminde yaşanacak olan büyük gelişmeler sayesinde, hem insan sağlığı, hem de tarım teknolojisinde çok büyük atılımlar yapılacaktır.

Altınçağ'da hem zor bulunan hem de çabuk tükenebilen bir enerji kaynağı olan fosil yakıtların yerini güneş, rüzgar ve su enerjisi alacaktır. Böylece her ülke kendi enerjisini çok büyük bir kolaylık içinde kendisi üretebilecektir.



İslam ahlakının hakim olacağı Altınçağ'da ulaşım konusunda öncelik hız, rahat, konfor ve can güvenliği olacaktır. Şu an sadece belli bir kesimin kullanabildiği tüm bu teknolojik imkanlar tüm insanlığın hizmetine sokulacaktır. Mehdi'nin adaleti ve cömertliği sayesinde Dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar bu güzelliklerden, sayıp hesap etmeden, çok büyük bir rahatlık içinde faydalanabileceklerdir.Teknolojinin gelişmesiyle uzay araştırmaları çok hızlanacak, uydu teknolojileri sayesinde insan hayatını kolaylaştıran pek çok ilerlemeler kaydedilecektir.

Mehdi Döneminde Adalet

Mehdi öncesinde toplumda çok büyük bir bozulma ve adaletsizlik hüküm sürecektir. Mehdi'nin yeryüzü hakimiyeti sırasında ise toplumun her kesiminde gerçek anlamda adalet, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Mehdi'nin eşi görülmemiş adaletinden hadislerde şu şekilde bahsedilmektedir:

Hz. Ali'den, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim ehli beytimden bir zatı gönderecek. Yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o yeryüzünü adaletle dolduracak." (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

Mehdi bendendir, yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur. (Süneni-i Ebu Davut, 5/93)

İmam Mehdi'nin zamanında yeryüzünde emniyet olup herkes onun adaletiyle dünyanın zevkini tadınca zaman kısalır. Çünkü insanlar uzun olsa bile zevkle geçen günlerini kısa sayar, sıkıntılı geçen günlerini de uzun sayar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri,

Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163)

Bu (Emir) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır. (Sünen-i İbn-i Mace, 10/348)

Resulullah efendimiz bir başka hadisinde şöyle buyurmuştur:

Malı, eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır. Onun adaleti her yeri kaplayacak. Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır... Hz. Mehdi'nin zamanında, adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir... Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla hacca gidecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Allah-ü Teala, ehl-i beytimden birini çıkarmadıkça, dünya çökmeyecektir. Daha önce zulüm ve adaletsizlik dolduğu gibi, onun gelmesi ile dünya adalet ve hakların yerini bulması ile dolar... (Mektubat-ı Rabbani, 1/251)

Allah Adaleti Emreder

Allah müminlere her zaman için adaleti ayakta tutmalarını emretmiştir. İslam ahlakının hakim olduğu bir yönetimde de bu nedenle adalet inananlar tarafından tam anlamıyla yaşanacaktır. Kuran'da hak ve adaletle hükmedilmesini emreden ayetler şu şekildedir:

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Al-ii İmran Suresi, 92)

Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. (Nahl Suresi, 90)

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. (Nisa Suresi, 58)

Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır. (Bakara Suresi, 267)

Yarattıklarımızdan, hakka yöneltip-ileten ve onunla adaleti kılan (uygulayan) bir ümmet vardır. (Araf Suresi, 181)

Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır... (Maide Suresi, 8)

Açlıktan ölen çocuklar ya da tek bir ekmek için birbirlerini öldürmeye çalışan insanların görüntüsü akla hemen sosyal adaleti getirir. Dünyanın en zengin 200 kişisinin servetlerinin 2.5 milyar insanın servetine denk gelmesi dünya üzerinde yaşanan adaletsiz sistemin en açık göstergesidir. Bu insanlar hala servetlerine servet katmakla uğraşırlarken, akıllarından bir an bile bu insanlara yardım etmek geçmemektedir. Sırf zevk ve sefahat için harcanan paralar, belki de açlıktan ölen yüzbinler için bir çıkış yolu, kurtuluş umudu olabilecekken, bu insanlardan yüz çevrilmiştir. Allah ayetlerinde yoksullara, ihtiyaç içinde olanlara yardım etmeyen bu insan karakterini şu şekilde anlatır:

Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz. (Fecr Suresi, 17-20)

Bunlar bencillik, kendi çıkarlarını düşünme ve yardımlaşma ile dayanışma duygularının yok olması gibi ahlaki bozulmaların sonuçlarıdır. Bu durumda da yine tek çözüm İslam ahlakının yeryüzü hakimiyeti olacaktır. Kuran'da tarif edilen İslam ahlakına sahip insanlar, adil, şefkatli, merhametli, ihtiyaç içinde olana yardım eden kimselerdir ve ancak böyle bir ahlaka sahip olan insanların varlığıyla yeryüzünde adalet, bolluk ve bereketli bir hayat gerçekleşebilir. Kuran'da insanlar arasındaki sosyal adaletin sağlanmasına yönelik ayetlerden bazıları şunlardır:

Sadakaları açıkta verirseniz ne iyi; fakat gizleyip fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. O, günahlarınızdan bir kısmını bağışlar. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Bakara Suresi, 271)

Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Ali İmran Suresi, 134)

Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad Suresi, 22)

Gerçek şu ki, sadaka veren erkekler ile sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler; onlar için kat kat artırılır ve 'kerim (üstün ve onurlu)' olan ecir de onlarındır. (Hadid Suresi, 18)

(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Bakara Suresi, 273)

Eğer (borçlu) zorluk içindeyse, ona elverişli bir zamana kadar süre (verin). (Borcu) Sadaka olarak bağışlamanız ise, sizin için daha hayırlıdır; eğer bilirseniz. (Bakara Suresi, 280)

Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür." (İnsan Suresi, 8-9)

İşte yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. (Maun Suresi, 2-3)

Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Oysa göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden ve savaşanlar (başkasıyla) bir olmaz. İşte onlar, derece olarak sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Allah, her birine en güzel olanı va'detmiştir. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. (Hadid Suresi, 10)

Allah, Kuran'da inananların cennetteki hayatlarından pek çok ayetinde örnekler vermiştir. Cennetteki ortam, kıyafetler, yiyecekler, içecekler, eşyalar, mücevherler çok detaylı olarak tarif edilmiştir. Müslümanların her zaman kavuşmayı istedikleri böyle bir yaşam Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu cennet ortamıdır. İşte Mehdi, tüm Müslümanlara böyle güzel ve cenneti andıran bir hayatı dünyada da hazırlayıp sunacaktır. Peygamber Efendimiz'in müjdelediği "Altınçağ" da cennetin bir numunesi ve müjdesi, Allah'ın müminlere bir lütfu olarak Hz. Mehdi vasıtasıyla gerçekleşecektir:

Cennetlerde ve pınarlarda, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar). (Duhan Suresi, 52-53)

"Siz ve eşleriniz cennete girin; sevinç içinde ağırlanacaksınız. Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız. İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur. Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz." (Zuhruf Suresi, 70-73)

Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler. (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış. Çevrelerinde gümüşten billur kaplar, kupalar dolaştırılır. (İnsan Suresi, 13-15)