Giriş - Mehdi Kimdir? - Mehdi'nin Çıkış Alametleri - Mehdi'nin Özellikleri - Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri - Mehdi Devrinde Hayat: Altınçağ
Mehdi Hakkında Çeşitli Konular - Kuran-ı Kerim'de Ahir Zaman - Risale-i Nur Külliyatı'nda Mehdi - Kuran'da Bildirilen Üstün Ahlak
Kuran'da Hz. İsa - Hadislerde Hz. İsa - Risale-i Nur Külliyatı'nda Hz. İsa - Sonsöz

GİRİŞ

Ahir zaman ya da Mehdiyet kavramları pek çok insan için tanıdık kavramlar olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu iki kavramı kısaca açıklamakta yarar var. Ahir zaman sözü, "son dönem" anlamına gelir. İslam'a göre ahir zaman kavramı kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı, insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder.

İnsanların hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye yönelik bir özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha güzel bir yiyecek, daha iyi ve toplumsal sorunların yaşanmadığı bir hayat, refah, huzur, bolluk, güzellik…

İşte ahir zaman da tüm bu "daha iyi", "daha güzel" kavramlarını içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman, sıkıntının yerini bolluğun ve bereketin, adaletsizliğin yerini adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın, kargaşanın yerini barışın ve huzurun aldığı ve tüm inanan kulların asırlardır özlemini duyduğu, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir.

Peygamberimiz'in hadislerinde bu dönemi ve özelliklerini açıklayan detaylı anlatımlar yer alır. Peygamberimiz'in ardından bazı İslam büyükleri de ahir zaman hakkında önemli açıklamalar yapmıştır. Bu anlatımlara bakıldığında, ahir zamanın, birbirini izleyecek olan bir takım önemli olay ya da süreçlerle dolu olduğunu görürüz. Ahir zaman dünyanın önce büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak sonra da gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu bir dönemdir.

Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya Allah'ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak ve insanlık "nasıl kurtuluruz" sorusunun cevabını arayacaktır.

Ahir zamanın bu dönemi, aynı zamanda dinin de dejenere edildiği bir dönemdir. İslam dini, içine sokulan bir takım hurafeler ve batıl inanışlar nedeniyle aslından uzaklaştırılmıştır. Dindarlık adı altında tutuculuk ve ikiyüzlülük yapan bazı kimseler bu hurafeleri daha da artırmak için çabalamakta, İslam'ın özündeki güzel ahlakın kavranmasına engel olmaktadır. Bir yanda ateizmi ve dinsizliği telkin eden felsefeler, öte yanda da dini içten tahrip eden bu tutucu güçler, insanlığı büyük bir karanlığa sürüklemiştir.

Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük karmaşası içindeki insanları kurtuluşa ulaştıracaktır. Yolunu şaşırmış olan insanlığı doğru yola davet etmek için, "Mehdi" (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Mehdi, önce İslam dünyasının içinde mücadele yürütecek ve İslam'ın aslından kopmuş olan Müslümanları gerçek imana ve ahlaka döndürecektir. Mehdi'nin bu noktada üç temel görevi vardır:

1. Allah'ı inkar eden ve dinsizliği destekleyen felsefi sistemlerin çürütülmesi.

2. İslam'ı, onu dejenere etmiş olan ikiyüzlü kimselerin boyunduruğundan kurtararak hurafeciliğe karşı mücadale edilmesi ve Kuran'ın hükümlerine dayanan gerçek İslam ahlakının ortaya çıkarılması ve uygulanması.

3. Kendi milletinden başlayarak, tüm İslam dünyasını siyasi ve sosyal yönlerden güçlendirmesi, huzur, güvenlik ve refah sağlaması, toplumsal sorunları çözmesi.

Hadislerde bildirildiğine göre, Mehdi'yle aynı dönemde dünyaya yeniden dönecek olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran'a göre yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz. İsa'ya uyması ile birlikte, İslam ve Hıristiyan dünyaları tek bir inançta birleşecek ve dünya "Altınçağ" olarak anılan büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.

Bu anlattıklarımız, Peygamberimiz tarafından 14 asır önce söylenmiş sözlerde ya da bazı İslam büyüklerinin yazılarında detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu kaynakların bize doğru olarak ulaşıp ulaşmadıklarından, örneğin Peygamberimiz'in bu konudaki hadislerinin gerçekte onun tarafından söylenmiş sözler olduğundan kuşku duymanın imkanı yoktur. Çünkü bize bu konuda yol gösteren önemli bir gerçek vardır. Hadislerde ahir zaman hakkında detaylı tasvirler yapılmakta, dahası detaylı bir takım alametler sayılmaktadır. İçinde yaşadığımız dönemde ise, bu kitap boyunca inceleyeceğimiz gibi, bu tasvir ve alametler birbiri ardına gerçekleşmektedir.

Bunlar farklı zamanlarda ayrı ayrı gerçekleşmiş olsalar belki sıradan olaylar olarak görülebilirler. Ancak çok sayıda alametin 15-20 yıllık kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmesi, bir rastlantı olarak görülemez. Hadislerde haber verilen olayların bu şekilde gerçekleşmesi durumunda, artık o hadislerin gerçekten Peygamberimiz'e ait olup olmadığından kuşku duymak mümkün değildir. Asırlar önce tarif edilen olayların tam tarif edilen şekilde ve birbiri ardına yaşanması, mucizevi bir durumdur.

Kaldı ki, İslam ahlakının dünyaya egemen olması ya da Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne dönüşü gibi ahir zamanla ilgili bazı bilgiler, doğrudan Kuran'da haber verilmektedir ve dolayısıyla doğrulukları kesindir.

Bazı kişiler, kendinlerini "Mehdi" gibi göstermeye çalışan sahte kurtarıcıların ortaya çıkmasından endişe edebilirler. Ve bu sahte Mehdilerin, Peygamberimiz'in 14 asır önceden vermiş olduğu haberler doğrultusunda, kendi üzerlerinde "Mehdi alametleri"ni oluşturmaya çalışacaklarından şüphe duyabilirler. Ancak bunlar gereksiz endişelerdir; çünkü Mehdi geldiğinde, şüpheye yer verecek bir durum oluşmayacak, bu alametlerin tümü eksiksiz olarak görülecektir.

"Mehdi" olmak için çaba harcamak, burada anlatılan özelliklere sahip olmaya çalışmak, Mehdi'nin yapacağı vaat edilen çalışmaları gerçekleştirmek ise kesinlikle mümkün değildir. Çünkü burada anlatılanların tümü, Allah'ın yarattığı kader doğrultusunda, yalnızca tek bir kişinin yani gerçek Mehdi'nin sahip olabileceği özellikler ve gerçekleştirebileceği faaliyetlerdir.

Unutmamak gerekir ki, Allah zamandan ve mekandan münezzehtir; yani zamana ve mekana bağlı değildir. Bizim yüzlerce, binlerce sene olarak değerlendirdiğimiz zaman dilimleri Allah katında tek bir an olarak bilinmektedir. Dolayısıyla Peygamberimiz'in, gelecekte gerçekleşecek olarak haber verdiği ahir zaman alametleri, aslında o dönemde olup bitmiştir. Geçmişte, şu an ve gelecekte meydana gelen tüm olaylar, Allah'ın tek bir "Ol" demesiyle aynı anda yaşanmış ve bitmiş olaylardır. Yani Peygamberimiz döneminde Mehdi aslında dünyaya gelmiş, yaşamış, tüm faaliyetlerini gerçekleştirmiş, ölmüş ve Peygamberimiz'in kabri yanına gömülmüştü. Hatta Hz. Musa zamanında da Mehdi'nin geliş zamanı belliydi. Hz. İbrahim döneminde de, Mehdi görevini yerine getirmişti. Hz. Adem devrinde de Mehdi yeryüzüne gönderilmişti. Çünkü dünya üzerinde yaşanmış ve yaşanacak olayların tümü, Allah'ın belirlediği kader doğrultusunda tek bir anda gerçekleşmiştir. Bu anlatılan bir insanın hayatı boyunca karşılaştığı en büyük gerçeklerden biridir, ve ahir zaman alametleri, Mehdi'nin özellikleri gibi konularda insanların aklına gelen tüm şüpheleri silmeye yetecek bir bilgidir. Allah Peygamberimiz'e Mehdi'nin kim olduğunu, fiziksel ve diğer özelliklerini, faaliyetlerini, dünya üzerinde bırakacağı etkiyi, gerçekleştireceği hizmetleri gerçek olarak göstermiştir. Mehdi, Peygamberimiz'in 1400 sene öncesinden yaşadığını gördüğü kişidir. Dolayısıyla Mehdi ile ilgili hadislerde bildirilen olaylar, birebir gerçekleşecek ve şahit olunacak olaylardır. Bunların taklit edilmesi, tahsille, çaba harcamakla başarılması kesinlikle imkansızdır.

Bediüzzaman'ın da zaman zaman dikkat çektiği gibi, "Mehdi geldiğinde onu nasıl olsa tanır ve durdururuz" diye düşünen "safdil" kişiler olabilir. Ancak bu kişiler bilmelidirler ki, Mehdi'nin durdurulması mümkün değildir. Çünkü Peygamberimizin vaatleri doğrultusunda Mehdi kendisiyle ilgili bildirilen tüm hizmetleri gerçekleştirecektir. Bu, Allah'ın belirlediği bir kaderdir. Allah'ın dilemesi dışında, hiç kimse zamanı durduramayacağı için, Mehdi'nin faaliyetlerinin engellenmesi de söz konusu değildir. Eğer "biz Mehdi'yi durdurduk, faaliyetlerini engelledik" diye düşünen kimseler olursa, bu kişiler, engelledikleri kişinin Mehdi olmadığını da bilmelidirler. Kimileri, karşılarındaki bazı kişileri Mehdi zannedebilirler, yaptıkları faaliyetleri onun yapacağı faaliyetlere benzetebilirler. "Mehdi kesin olarak şu kişidir" diye düşünebilirler. Ancak bu kişiler emin olmalıdırlar ki, Allah onları yanıltmaktadır; durdurdukları kişi kesinlikle Mehdi değildir. Ama yine de "Mehdi'yi durdurduk" diye ısrar eden kişiler olursa, bunlar kesin olarak yalan söylemektedirler. Çünkü Allah'ın katında zamansızlık boyutu içinde Mehdi gelmiştir, görevini tamamlamıştır.